Merhaba!
Ben Selenga.
Bugün sihirli zaman kapım beni çok eski bir şehre götürdü.
Kapı açılır açılmaz kocaman tahta bir at gördüm.
Gözlerime inanamadım.
“Bu ne kadar büyük bir at!” dedim.
Tam o sırada Deniz Amca yanıma geldi.
“Hoş geldin Selenga.”
“Burası Troya.”
Ben heyecanla sordum.
“Bu büyük tahta at neden burada?”
Deniz Amca gülümsedi.
“Bu at, çok eski zamanlardan kalan ünlü bir hikâyeyi hatırlatıyor.”
“Troya Atı, insanların yüzyıllardır anlattığı tarihi bir efsanenin simgesidir.”
Ben dikkatle tahta ata baktım.
Ne kadar özenle yapılmıştı.
Sonra antik taş duvarların arasında yürümeye başladık.
Taş yollar...
Eski evlerin kalıntıları...
Kocaman surlar...
Sanki geçmişten gelen sessiz bir masal gibiydi.
Deniz Amca bana,
“Geçmişimizi öğrenmek bize yeni bilgiler kazandırır.” dedi.
“Zekâ, sabır ve birlikte hareket etmek her zaman önemlidir.”
Ben gülümseyerek cevap verdim.
“Demek ki sadece güçlü olmak yetmez.”
“Düşünmek ve öğrenmek de çok önemli.”
Deniz Amca başını salladı.
“Aferin Selenga.”
“Kitaplar ve tarihi yerler bize geçmişi anlatan en güzel öğretmenlerdir.”
Tam o sırada gökyüzünde bir martı süzüldü.
Rüzgâr hafifçe eserken Troya'nın taşları güneş ışığında parlıyordu.
Ben içimden,
“Bu güzel tarihi yerleri hep birlikte koruyacağız.”
dedim.
Tam o sırada sihirli zaman kapım yeniden parladı.
Acaba sıradaki yolculuğum beni hangi gizemli şehre götürecek?
Ben Selenga.
Bir sonraki macerada görüşürüz!
